World Tribunial Istanbul - (11.7.2005) |
Dünya Irak Mahkemesi'nin gelişimini ve oluşumunu gazetelerden okumuşsunuzdur. Ben benim katılabildiğim kısım ile ilgili izlenimlerimi anlatmak isterim.
İlk olarak beklemediğim kadar iyi olduğu söylemek zorundayım. Çok iyi bir organizasyon yapılmış, ses düzeninden simültane çevirilerine, yemeklere oturma düzenine kadar teknik olarak aksaklık bırakmayacak şekilde sıkı bir hazırlık yapılmış. Ama tüm bunların arasındaki koordinasyon gönüllülerle sağlanılıyor. Hepsi dakika durmadan yorgunluktan sürününceye kadar çalıştılar, şahidim. Genel olarak düzenlenen oturumlara katılım da yüksekti. Çok güneşli bir Pazar günüde İstanbullular şehri nerdeyse boşaltmışken sıcağa meydan okuyarak orada bulunan onca insanı görmek gerçekten güzeldi.
Oturumlardan sadece “Küresel Güvenlik Ortamı ve Gelecek Alternatifleriâ€?ne katılabildiğimden diğer oturumlar hakkında bir şey söylemem mümkün değil. Fakat benim katılabildiklerim açısından söylenebilecek birkaç şey var. Teorik tartışmalar, şiirsel anlatımlar, bölgesel durumlar ya da savaşın içinden gelenlerin anlattıkları, hepsinin dinlenmesi gerekiyordu diye düşünüyorum. Benim içlerinde en beğendiğim ise Hint asıllı Biju Matthew'un* “Alternatif Bir Gelecek İçin Alternatiflerâ€? başlıklı konuşması oldu. Mevcut durumun tam bir analizini yaptıktan sonra teoriler yerine somut, uygulanabilir çözüm önerileri üzerine uzun bir konuşma yaptı. Oturum moderetörünün birkaç kez notla uyararak konuşmasını kısaltmasını istemesi ise onun enerjisinden ve tutkulu yaklaşımından bir şey götürmedi. Organize olmanın öneminden, bu organizasyonun uzun ömürlü olası için ise sağlam bir tabana gerek olduğundan bunun da ancak bu olaydan birinci derecede etkilenen insanlarla yapılabileceğinden bahsetti. Irak'ta yaşananlara tepkinin anında ortaya çıkması gerektiğinden, sokaklara taşması görselleşmesi ve insanlarında kişiselleştirmelerinin sağlanması gerektiğinden, bunun yani etki tepki şeklinde ortaya çıkacak eylemlerin planlı prodüksiyonlardan daha fazla ses getireceğinden ve de etkili olacağından bahsetti.
John Ross ise konuşmasında dolaylı hasardan bahsederken, yaşadığı yer olan Meksika'dan örnekler verdi. Savaş sırasında ölen Meksikalı askerlerin İngilizlerden fazla olduğu, Meksikalıların, amerikan hükümeti tarafından vatandaşlık ve güvenlik gibi haklar verilme vaadiyle savaşa gönderildiğinden, sonra da ölen çocukları için vatandaşlık verilen ailelerden bahsetti. Bu arada Filistin'e mücadelelerinde destek için iki cümle de etmeden geçmedi.
Beni çok etkileyen bir diğer sunum ise Meksika kökenli Amerikalı eski bir askerin konuşması oldu. Sunumu videodan verildi. Kendisi orada değildi çünkü savaşta yaşadıklarından sonra savaşa gitmeyi reddetmiş, bunun için tutuklanarak 9 ay hapse mahkum edilmiş, çıktıktan sonra da elinden bir takım hakları alınmış durumdaydı, ve de ülke dışına çıkması durumunda girişte tekrar hapse atılacaktı. Anlattıkları üstleri tarafından kendilerine verilen emirlerdi, savaşın gerçek yüzünü ortaya seren olaylardı.
Sunumlardan kendinize bir ara verdiğinizde ise dışarıda, sıcak havada, tarih içinde bir soğuk bira içme imkanı tanıyabiliyordunuz. Darphane binasını görenleriniz var mı bilmiyorum ama tarifsiz güzel bir yer bence. O koca taş duvarların dibindeki minik taburelere oturup sohbet etmek de çok keyifliydi. Zaten çok kültürlü bir ortam vardı, dar bir alanda kendini gösteren gölgeye girebilmek için insanlar sıkış tepiş oturmuşlar ve her taraftan ayrı bir dilden bir konuşma geliyor, tümü birbirine karışıyordu. Ben mest oldum.
Bir de günün enstantaneleri var bahsedilmesi gereken. Arkadaşlar bir adamı gösterip bu kim biliyor musun dediler. Adam görüntü itibariyle üçüncü sınıf bir ülkücü mafya tipinde, hafif kalantor, biraz göbek de var, görüntü heybetli. kara kaş kara göz, bıyıklar aşağıya doğru haşmetle uzamış gidiyor, bakışlar haşin… hani elinde bir alet görseniz yadırgamazsınız. Ben tanımadığımdan “kim?â€? diye sordum, arkadaş da cevapladı “ zapatistaların avukatıâ€?…. (!!!!)
taa güney koreden kalkan gelen aktivistler ise tanışılmaya, eleri sıkılmaya, birlikte hoplanıp zıplanılmaya değer arkadaşlardı. Kendi hazırladıkları dev ve muhteşem güzel afişlerinin önünde sürekli hareket halinde, bush maskeleriyle gösteriler yaparak ve hatta sonra da vicdani retçi Mehmet tahran için yapılan eyleme katılarak güne damgalarını vurdular. Herkesde bir “Güney Koreliler dimi ya…â€? “yaaaa…â€? şeklinde konuşma vardı. Bu arada savaş karşıtlarının Mehmet tahran için temsili tünel kazma eylemi de WTI organizasyonu tarafından engellendi. Ama siyasiyabendin müzikle katıldığı eylemlerine BAK'ın hazırladığı balonlar da karışınca tam bir şenlik halini aldı. Tabii bu arada muhteşem balon savaşı yapıldı.
Eminönü meydanında yapılması planlanan mor ve ötesi konseri belediye tarafından iptal edildi. yine de solist arkadaş gelip bir boy gösterip gitti.
Son bir not: darphaneye gülhaneden geçerek gittik ve darphanenin Gülhane duvarında balonlara atış yaptırıyorlardı, duvarın tam arkasında ise savaş yargılanıyordu.
Eylemlerimiz devam edecek.
Sırada Filistin kervanı var.
27/06/2005
İstanbul
*BIJU MATHEW (ABD)Göç, diaspora siyaseti ve uluslararası emek piyasası üzerine araştırmalar yapan Mathew, New York Taksi Çalışanları Derneği'nin örgütleyicilerindendir. NY Brecht Forumu, Devrimci Solcular Forumu, Nefrete Fon Ayırmaya Son Kampanyası gibi hareketlerde yer almıştır. şu sıralar emperyalizmler ve fundamentalizmler arasındaki ilişki üzerine çalışan ve ABD'de kitle temelinde örgütlenmelerin canlandırılması gerektiği tartışmalarına katılan Mathew'nun son olarak Taksi! New York'ta Taksiler ve Kapitalizm adlı kitabı yayımlanmıştır. )